ÇİNKO HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER

Çinko Nedir?

Vücudumuzda ne gibi görevleri vardır? Eksiklik belirtileri nelerdir ve eksikliğinde ne gibi sorunlarla karşılaşabiliriz? Çinko hangi besinlerde yüksek miktarda bulunur? 

Bu soruların hepsinin yanıtına gelin birlikte bakalım. 


ÇİNKO NEDİR?

İnsan vücudunda üretimi ve deposu olmayan, besinlerden almamız gereken bir mineral olan çinko; vücudumuzda demirden sonra en çok bulunan iz elementlerden biridir. Hayvansal ve bitkisel gıdalarda çeşitli şekilde bulunur. Vücudumuzda 300’den fazla enzimin çalışmasında görev alır.

VÜCUDUMUZDAKİ ROLLERİ:

  • Cilt sağlığı, protein üretimi ve DNA sentezi için esastır.
  • Hücre büyümesi, yenilenmesinde görevlidir.
  • Bağışıklık sistemini geliştirir.
  • Sağlıklı beslenme düzeninde mutlaka bulunmalıdır.
  • Araştırmalar yara iyileşmesinde ciddi derecede olumlu etkileri olduğunu göstermektedir.
  • Akne tedavisine yardımcı olur. Bu durumdan muzdarip kişilerde düşük çinko düzeyleri gözlemlenmiştir.
  • Çalışmalar çinko takviyesi ile zatürre görülme riskinde %41’lik bir azalma olduğunu göstermektedir.

EKSİKLİĞİNDEKİ BELİRTİLER:

  1. Alopesi (Saç Dökülmesi)
  2. Büyüme ve gelişmede gerilik
  3. Kronik ishal
  4. Duygusal bozukluklar
  5. Kilo kaybı
  6. Enfeksiyonlarda artış
  7. Yara iyileşmelerinde gecikme
  8. Tırnaklarda beyaz lekeler
  9. Ülser benzeri rahatsızlıklar
  10. Tat ve koku almada azalma

Çinkonun eksikliğinde gelişmekte olan ülkelerde, ölüm oranında ve hastalığa neden olan faktörlerde ilk on içinde yer almaktadır. Yetersiz çinko alımı bağışıklık sisteminin zayıflaması ile enfeksiyonlarda artışa neden olmaktadır. Bu durumun dünya genelinde her yıl 5 yaş altındaki çocuklarda 450.000’den fazla ölüme neden olduğu düşünülmektedir.

KAYNAKLARI:

Çinkonun diyette proteinden sonra karbonhidratın sindiriminde önemli görevi olduğu bilinmektedir. Ayrıca protein içerikli besinlerle birlikte emilimi de artmaktadır. Yüksek miktarda Çinko içeren besinleri sıralarsak;

Kabuklu deniz ürünleri (istiridye, yengeç, midye, ıstakoz ve istiridye), Et [sığır eti, domuz eti, kuzu ve koyun eti, hindi ve tavuk (beyaz ette kırmızı etten biraz daha düşük miktarda bulunmaktadır.), Balık, Baklagiller (nohut, mercimek, kara fasulye, barbunya ) Yağlı tohumlular (kabak çekirdeği, kaju, fındık, kenevir tohumu vb.), Süt ürünleri, Yumurta, Kepekli tahıllar (yulaf, kinoa, kahverengi pirinç, vs.), Bazı sebzeler (mantar, lahana, bezelye, kuşkonmaz ve pancar yeşillikleri)

YÜKSEK ÇİNKO DÜZEYİ VE BELİRTİLERİ:

Çinkodan yetersiz beslenmek sağlık üzerinde olumsuz etkiler doğurmakla birlikte fazla miktarda bulunması da vücudumuzda zehirli etkiye neden olabilmektedir.

Fazla Çinko Belirtileri: Mide bulantısı veya kusma, iştah kaybı, ishal, karın krampları, baş ağrısı, azalmış bağışıklık fonksiyonu, düşük HDL kolesterol seviyeleri.

  • Doktorunuz önermedikçe çinko takviyelerinden kaçının. Fazla miktarda çinko demir ve bakır emilimlerini de olumsuz yönde etkileyebilmektedir.
  • Günlük önerilen alım miktarı (RDI) yetişkin erkekler için 11 mg, yetişkin kadınlar için 8 mg, hamile veya emziren anneler için günde sırasıyla 11 ve 12 mg kadardır.
  • Günlük düzenli ve dengeli bir beslenme ile ihtiyacımız olan çinko miktarını besinlerle karşılayabilmekteyiz. Herhangi bir metabolik bozukluk veya bir hastalık olmadığı sürece ek bir takviyeye gerek duyulmamaktadır.

DİYETİSYEN GÜLFEM YEDİER

PAPATYA ÇAYI

Papatya çayı pek çok sağlık yararı olan bir çaydır. Bunlar cildi korumak, stres seviyelerini düşürmek, uykuyu düzenlemek ve menstrüel semptomları yatıştırmaktır. Aynı zamanda bağışıklık sistemini güçlendirir, gastrointestinal sorunları tedavi eder ve şeker hastalığını yönetir.

PAPATYA ÇAYI NEDİR?

Asteraceae familyasından türetilen bitkinin çiçekleri kurutularak çay formunda ve doğal bitkisel kürlerde kullanılmaktadır. Bu bitkiler pek çok formda bulunur, bu nedenle dünyanın her yerinde  papatya çayı aynı olmayabilir, ancak bitkilerin temel bileşenleri oldukça benzerdir ve benzer etkiler sağlamaktadır. Araştırmalar sonucunda, Alman ve Roma papatya çeşitlerinin, bu çayı düzenli olarak içenlere kazandırılabilecek en iyi konsantrasyona sahip faydalı bileşikler ve besin maddeleri bulundurma eğiliminde oldukları bulunmuştur.

Bu çaydaki flavonoidler, seskiterpenler ve diğer güçlü antioksidanların varlığı insan vücudu üzerinde önemli etkilere sahiptir. Genellikle bir içecek olarak tüketilirken, çeşitli cilt sorunlarından kurtulmak için bazı durumlarda topikal olarak uygulanabilir.

CİLT BAKIMI

Papatya çayı, antiinflamatuar ve antioksidan bakımından zengin olması nedeniyle sadece bir içecek olarak kullanılmamaktadır. Topikal olarak ılık veya soğuk papatya çayı, tahriş bölgelerine veya egzama gibi deri sorunlarına uygulanabilmektedir. Araştırmalar, bu tür doğrudan uygulamaların iyileşmeyi önemli ölçüde hızlandırdığını ve yüzdeki lekelerin ve kırışıklıkların görünümünü azalttığını göstermiştir.

KAS SPAZMLARINI DİNDİRİR

Papatya, mide krampları ve bağırsak kramplarının tedavisinde etkili olan güçlü antispazmodik ve anti-inflamatuar özelliklere sahiptir. Çayı da bağırsak sorunlarını azaltır ve gazdan ve şişkinlikten kurtulmayı sağlamaktadır.

Papatya çayını günde 2 fincan içmek irritabl bağırsak sendromu, gastroenterit, bulantı, kramp ve mide gribi gibi problemleri tedavi etmektedir.

MENSTURAL KRAMPLAR

Papatya çayı rahim kaslarını rahatlattığından ve krampları azalttığından menstrüel ağrıların rahatlatıcı bir çözümü olarak bilinmektedir. Kas spazmlarını azaltmaya yardımcı olan glisin düzeylerini arttırmaktadır.

ÜLSER AĞRILARINDAN KURTARIR

Papatya çayı düzenli olarak alındığında mide ülseri ağrısını rahatlatabilmektedir.

BAĞIŞIKLIĞI ARTIRIR

Papatya, bakteri ile ilgili enfeksiyon ve hastalıklara karşı korurken soğuk ve öksürüğü önlemeye ve tedavi etmeye yardımcı olan antibakteriyel özelliklere sahiptir. Böylece bağışıklığı arttırmaktadır.

VÜCUTTA GLİKOZ SEVİYELERİNİ KORUMA

Papatya çayı, kan şekeri seviyesini korumaya yardımcı olur ve bu nedenle şeker hastalığını kontrol etmeye yardımcı olmaktadır.

HEMOROİDİ TEDAVİ EDER

Papatya çayı, vücudun sinirlerini rahatlatmaktadır. Bu da hemoroid tedavisinde yardımcı olmaktadır.

İRRİTABL BAĞIRSAK SENDROMU’NUN TEDAVİSİ

Papatya çayı, irritabl bağırsak sendromundan şikayetçi olan kişilerde mide krampını azaltmaktadır. Aynı zamanda sindirim kanallarındaki gaz oluşumunu ve şişkinliği de azaltmaktadır. Ayrıca mide ekşimesini engellemeye  yardımcı olmakta ve mide rahatsızlıklarını yatıştırmaktadır.

MİGRENİ TEDAVİ EDER

Papatya, terapötik kullanımda bilinen bir bitkidir ve migreni ve baş ağrılarını tedavi etmede faydalı olduğu bulunmuştur. Bir fincan sıcak papatya çayı, baş ağrısından kurtulmaya yardımcı olabilmektedir.

UYKU

Papatya çayı, uykusuzluk veya uyku bozuklukları için kullanılmaktadır. Hafif sedasyon özellikleri daha hızlı ve daha iyi uyumaya yardımcı olmaktadır.

KEÇİBOYNUZU UNLU BROWNİE

Çikolata severlere harika bir tarif. Bu tariften toplam 12 dilim brownie çıkıyor ve 1 dilimi 80 kalori. İkindi ara öğününde sütlü kahve ile tüketebilirsiniz..

Malzemeler

3 adet yumurta

2 adet olgunlaşmış muz

3 yemek kaşığı keçiboynuzu unu

2 yemek kaşığı kakao

3 yemek kaşığı hindistan cevizi yağı

1 çay kaşığı kabartma tozu

3 kare bitter çikolata

4 adet ceviz

Yapılışı

Yumurta köpürene kadar çırpıldıktan sonra, püre haline getirilmiş muz ve hindistan cevizi yağı eklenerek tekrar çırpılır. Daha sonra keçiboynuzu unu, kakao ve kabartma tozu eklenerek karıştırılır ve üzerine küçük parçalar haline getirilmiş bitter çikolata ve ceviz eklenir. Önceden 180 derece ısıtılmış fırında 25-30 dakika pişirilir.

Afiyet olsun…

SOĞUK YEŞİL ÇAY

Yaz aylarında yeşil çay içmek zor geliyorsa soğuk yeşil çayı deneyebilirsiniz.

Hazırlanışı

500 ml(2.5 su bardağı) kaynamış ve 2 dakika beklemiş suya 1,5 yemek kaşığı yeşil çay eklenir ve 4-5 dakika demlenmesi beklenir, ardından süzülerek başka bir sürahiye alınır ve üzerine 2 su bardağı soğuk su eklenir. Daha sonra dilediğiniz meyveleri ince ince doğrayarak karışıma ekleyebilirsiniz. 15-20 dakika bu şekilde soğuması beklenir ardından içerisine buz küpleri atılarak servis edilir.

ADAÇAYI

Adaçayı, oksidatif stres, anksiyete, obezite, yüksek toksisite, diyabet, sindirim sorunları, zayıf bağışıklık, uyku sorunları ve menopoz gibi bir çok sorun için faydalıdır.

MENOPOZ BELİRTİLERİNİ AZALTIR

Adaçayı otunun en bilinen kullanımı, özellikle sıcak basması durumunda menopoz düzenleyicisi olarak kullanılmasıdır. Çalışmalar bu çayı düzenli olarak kullanan kadınlarda menopoza bağlı sıcak basmalarında belirgin bir düşüş olduğunu göstermiştir. Bunun yanında ruhsal değişimler ve aşırı aktif mesane gibi diğer menopoz semptomlarında da azalmalar olmuştur. ‘Advances in Therapy’ dergisinde yayınlanan bir araştırmada, araştırmacılar, 71 kadını sekiz haftaya kadar günde bir kez ada çayı tableti ile tedavi etmiştir. Sonuçlar, sıcak basmalarında dört hafta içinde yüzde 50, sekiz hafta içinde yüzde 64 oranında önemli bir düşüş olduğunu göstermektedir.

KİLO KONTROLÜ

Adaçayı, iştah uyandırıcı etkiye sahiptir. Ancak kilo kaybına, metabolizma hızının artmasına ve LDL kolesterolün düşmesine yardımcı olduğu bilinmektedir.

DETOKS ETKİSİ

Karaciğer ve böbrekler için doğal bir diüretik ve uyarıcı olan adaçayı toksinlerin vücuttan idrarla birlikte uzaklaştırıldığı süreci hızlandırmaktadır. Bu çay aynı zamanda terlemeyi teşvik etmektedir ve cilt yoluyla vücudu detoksifiye etmektedir.

DİYABETİ KONTROL EDER

Adaçayı vücudun istirahat halindeki kan şekeri seviyelerini düşürerek pankreastaki zorlanmanın önüne geçebilmektedir. Bu sayede diyabet hastalarında pankreasın yorulması sonucu oluşan insülin düşmeleri engellenebilmektedir.

ANTİOKSİDAN ETKİ

Adaçayı, flavanoidler, fenolik asitler ve bir çoğu antioksidan enzimler olmak üzere bir dizi antioksidan içermektedir. Bunların hepsi vücutta oksidatif stres, mutasyon ve apoptozise neden olmadan önce serbest radikalleri araştırıp nötralize edebilmektedir. Bu antioksidanlar ayrıca kronik hastalıkların ve erken yaşlanmanın önlenmesine yardımcı olabilmektedir.

KAYGIYI HAFİFLETİR

Araştırmalar ada çayının kronik endişeyi azalttığını göstermektedir.

İŞTAHI ARTTIRIR

Kaza, ameliyat veya uzun süreli bir hastalıklardan sonra enerjinin geri kazanılabilmesi için fazla yemek yemek önemlidir. Adaçayı iştahı uyarıcı etkiye sahiptir, bu sayede eski enerjiye ulaşmak konusunda yardımı dokunmaktadır.

SİNDİRİME YARDIMCIDIR

Adaçayının antimikrobiyal ve antivirütik özellikleri bağırsaktaki mikrofloranın dengelenmesine yardımcı olabilmektedir. Bu da aşırı gaz, şişkinlik, kramp, ve kabızlığın hafifletilmesine yardımcı olmaktadır.

AĞIZ MUKOZİTESİNİ ÖNLER

Kanser tedavisinde kemoterapi ve radyasyon tedavisinin en yaygın komplikasyonlarından biri oral mukozittir. 2016’da Tamamlayıcı Tıbbi Tedavilerde yayınlanan bir pilot çalışma, adaçayı ile ağzın yıkanmasının, kemoterapi alan kişilerde oral mukozitin hafifletilmesine yardımcı olabileceğini göstermektedir. Çalışma için kemoterapi alan kişilere temel ağız bakımının yanında ada çayı ile bakım verilmiştir ve 5. Ve 14. Günlerde değerlendirilmiştir. Ağız mukoziti adaçayı kullanan grupta istatistiksel olarak daha düşük bulunmuştur.

KOLESTEROL

Altı hafta düzenli olarak ada çayı tüketen sağlıklı altı kadının LDL kolesterolünde azalma ve total kolesterol düzeylerinde iyileşme gözlemlenmiştir.

KOLON KANSERİ

Adaçayı içmenin kolorektal kanser üzerinde kimyasal önleyici bir etkisi olduğu gösterilmiştir.

ADA ÇAYI NASIL DEMLENİR?

8-10 adet yaş yaprağın veya 1-1.5 çay kaşığı kuru yaprağın 3 su bardağı su ile kaynatılması ile demlenir.

KAÇ BARDAK ADA ÇAYI?

Adaçayı tüketimi günde 3-4 fincanı geçmemelidir. Fazla ada çayı tüketimi baş dönmelerine, karın ağrılarına, bulantı ve kusmaya neden olabilmektedir.