IHLAMUR

Avrupa’da, halk arasında yüzyıllardır çeşitli rahatsızlıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Tilia olarak bilinen ıhlamur ağacından (lime tree) elde edilmektedir. En sık rastlanan ıhlamur ağacı türleri, Tiliacordata ve Tiliaplatyphyllos’dur.

ANTİOKSİDAN

“International FoodResearchJournal” in Ocak 2016 sayısında yayınlanan bir araştırmaya göre, Tilia veya ıhlamur çiçeklerinin aktif içerikleri, antioksidan olarak işlev gören flavonoidleriçermektredir. Antioksidanlar vücuttaki serbest radikalleri yok etmeye yardımcı olmaktadır. Serbest radikaller, zamanla kalp rahatsızlığı, kanser ve diğer sağlık sorunlarına yol açan hasarlara neden olabilen maddelerdir.

SOĞUK ALGINLIĞI

Avrupa İlaç Ajansı tarafından yayınlanan Mayıs 2012 tarihli bir rapora göre ıhlamur üzerine yapılmış klinik araştırma sayısı sınırlıdır. Bununla birlikte bu ajans ıhlamur çayının soğuk algınlığı ve stres tedavisinde geleneksel olarak kullanıldığını söylemektedir. Bazı ıhlamur bileşiklerinin terlemeye neden olarak ateşi düşürmede faydalı olduğu bilinmektedir. Ihlamur ayrıca ağızda ve boğazdaki rahatsız edici zarları yatıştırmaya yardımcı olan musilayı içermektedir ve musilanın mukus üretimini azalttığı düşünülmektedir.

RAHATLATICI ETKİ

Bitki tıbbında ıhlamur çayı,  endişe ile mücadele etmek ve gevşemeyi sağlamak için kullanılmaktadır. ‘Journal of Ethnopharmacology’ nin Temmuz 2008 sayısında yayınlanan bir araştırma, ıhlamur çiçeği özütü ile beslenen laboratuvar hayvanlarının labirente yerleştirildiklerinde kontrol grubuna göre endişeli davranışlarında azalma olduğunu bildirmektedir.

ANTİOKSİDAN İÇERİĞİ

Pek çok bitkide olduğu gibi ıhlamurun antioksidan içeriği de oldukça yüksektir. Quercetin ve kaempferol gibi antioksidanlar içermektedir. Bu antioksidanlar serbest radikalleri süpürücüsü, hücresel solunumun zararlı yan ürünlerini ortadan kaldırıcı, kronik hastalıkları önleyici ve yaşlanma ve güneşte kalmaya karşı cildi koruyucu etki göstermektedir.

DETOX ETKİSİ

Ihlamurda bulunan p-kumarin asidi çok faydalı bir organik bileşiktir. Diyaforetik etkiye sahiptir. Yani aşırı tuz, yağ, su ve yabancı maddelerle birlikte toksinleri vücuttan atmanın en etkili yolu olan terlemeye neden olmaktadır. Bu özellik ıhlamurun terlemeyi sağlayarak ateşi düşürmesine yardımcı olmaktadır.

İLTİHAPLANMAYI İYİLEŞTİRİR

Artrit, gut gibi gerginlik, baş ağrısı ve diğer enflamatuvar rahatsızlıkların ortadan kalkmasına yardımcı olmaktadır. Kan basıncının düşürülmesine yardımcı olmaktadır. Aynı zamanda kan damarlarındaki iltihaplanmayı gidermektedir, böylelikle baş ağrılarını ortadan kaldırmaya ve artrit hastalarında şişkin dokuları iyileştirmeye yardımcı olmaktadır.

PAPATYA ÇAYI

Papatya çayı pek çok sağlık yararı olan bir çaydır. Bunlar cildi korumak, stres seviyelerini düşürmek, uykuyu düzenlemek ve menstrüel semptomları yatıştırmaktır. Aynı zamanda bağışıklık sistemini güçlendirir, gastrointestinal sorunları tedavi eder ve şeker hastalığını yönetir.

PAPATYA ÇAYI NEDİR?

Asteraceae familyasından türetilen bitkinin çiçekleri kurutularak çay formunda ve doğal bitkisel kürlerde kullanılmaktadır. Bu bitkiler pek çok formda bulunur, bu nedenle dünyanın her yerinde  papatya çayı aynı olmayabilir, ancak bitkilerin temel bileşenleri oldukça benzerdir ve benzer etkiler sağlamaktadır. Araştırmalar sonucunda, Alman ve Roma papatya çeşitlerinin, bu çayı düzenli olarak içenlere kazandırılabilecek en iyi konsantrasyona sahip faydalı bileşikler ve besin maddeleri bulundurma eğiliminde oldukları bulunmuştur.

Bu çaydaki flavonoidler, seskiterpenler ve diğer güçlü antioksidanların varlığı insan vücudu üzerinde önemli etkilere sahiptir. Genellikle bir içecek olarak tüketilirken, çeşitli cilt sorunlarından kurtulmak için bazı durumlarda topikal olarak uygulanabilir.

CİLT BAKIMI

Papatya çayı, antiinflamatuar ve antioksidan bakımından zengin olması nedeniyle sadece bir içecek olarak kullanılmamaktadır. Topikal olarak ılık veya soğuk papatya çayı, tahriş bölgelerine veya egzama gibi deri sorunlarına uygulanabilmektedir. Araştırmalar, bu tür doğrudan uygulamaların iyileşmeyi önemli ölçüde hızlandırdığını ve yüzdeki lekelerin ve kırışıklıkların görünümünü azalttığını göstermiştir.

KAS SPAZMLARINI DİNDİRİR

Papatya, mide krampları ve bağırsak kramplarının tedavisinde etkili olan güçlü antispazmodik ve anti-inflamatuar özelliklere sahiptir. Çayı da bağırsak sorunlarını azaltır ve gazdan ve şişkinlikten kurtulmayı sağlamaktadır.

Papatya çayını günde 2 fincan içmek irritabl bağırsak sendromu, gastroenterit, bulantı, kramp ve mide gribi gibi problemleri tedavi etmektedir.

MENSTURAL KRAMPLAR

Papatya çayı rahim kaslarını rahatlattığından ve krampları azalttığından menstrüel ağrıların rahatlatıcı bir çözümü olarak bilinmektedir. Kas spazmlarını azaltmaya yardımcı olan glisin düzeylerini arttırmaktadır.

ÜLSER AĞRILARINDAN KURTARIR

Papatya çayı düzenli olarak alındığında mide ülseri ağrısını rahatlatabilmektedir.

BAĞIŞIKLIĞI ARTIRIR

Papatya, bakteri ile ilgili enfeksiyon ve hastalıklara karşı korurken soğuk ve öksürüğü önlemeye ve tedavi etmeye yardımcı olan antibakteriyel özelliklere sahiptir. Böylece bağışıklığı arttırmaktadır.

VÜCUTTA GLİKOZ SEVİYELERİNİ KORUMA

Papatya çayı, kan şekeri seviyesini korumaya yardımcı olur ve bu nedenle şeker hastalığını kontrol etmeye yardımcı olmaktadır.

HEMOROİDİ TEDAVİ EDER

Papatya çayı, vücudun sinirlerini rahatlatmaktadır. Bu da hemoroid tedavisinde yardımcı olmaktadır.

İRRİTABL BAĞIRSAK SENDROMU’NUN TEDAVİSİ

Papatya çayı, irritabl bağırsak sendromundan şikayetçi olan kişilerde mide krampını azaltmaktadır. Aynı zamanda sindirim kanallarındaki gaz oluşumunu ve şişkinliği de azaltmaktadır. Ayrıca mide ekşimesini engellemeye  yardımcı olmakta ve mide rahatsızlıklarını yatıştırmaktadır.

MİGRENİ TEDAVİ EDER

Papatya, terapötik kullanımda bilinen bir bitkidir ve migreni ve baş ağrılarını tedavi etmede faydalı olduğu bulunmuştur. Bir fincan sıcak papatya çayı, baş ağrısından kurtulmaya yardımcı olabilmektedir.

UYKU

Papatya çayı, uykusuzluk veya uyku bozuklukları için kullanılmaktadır. Hafif sedasyon özellikleri daha hızlı ve daha iyi uyumaya yardımcı olmaktadır.

SOĞUK YEŞİL ÇAY

Yaz aylarında yeşil çay içmek zor geliyorsa soğuk yeşil çayı deneyebilirsiniz.

Hazırlanışı

500 ml(2.5 su bardağı) kaynamış ve 2 dakika beklemiş suya 1,5 yemek kaşığı yeşil çay eklenir ve 4-5 dakika demlenmesi beklenir, ardından süzülerek başka bir sürahiye alınır ve üzerine 2 su bardağı soğuk su eklenir. Daha sonra dilediğiniz meyveleri ince ince doğrayarak karışıma ekleyebilirsiniz. 15-20 dakika bu şekilde soğuması beklenir ardından içerisine buz küpleri atılarak servis edilir.

ADAÇAYI

Adaçayı, oksidatif stres, anksiyete, obezite, yüksek toksisite, diyabet, sindirim sorunları, zayıf bağışıklık, uyku sorunları ve menopoz gibi bir çok sorun için faydalıdır.

MENOPOZ BELİRTİLERİNİ AZALTIR

Adaçayı otunun en bilinen kullanımı, özellikle sıcak basması durumunda menopoz düzenleyicisi olarak kullanılmasıdır. Çalışmalar bu çayı düzenli olarak kullanan kadınlarda menopoza bağlı sıcak basmalarında belirgin bir düşüş olduğunu göstermiştir. Bunun yanında ruhsal değişimler ve aşırı aktif mesane gibi diğer menopoz semptomlarında da azalmalar olmuştur. ‘Advances in Therapy’ dergisinde yayınlanan bir araştırmada, araştırmacılar, 71 kadını sekiz haftaya kadar günde bir kez ada çayı tableti ile tedavi etmiştir. Sonuçlar, sıcak basmalarında dört hafta içinde yüzde 50, sekiz hafta içinde yüzde 64 oranında önemli bir düşüş olduğunu göstermektedir.

KİLO KONTROLÜ

Adaçayı, iştah uyandırıcı etkiye sahiptir. Ancak kilo kaybına, metabolizma hızının artmasına ve LDL kolesterolün düşmesine yardımcı olduğu bilinmektedir.

DETOKS ETKİSİ

Karaciğer ve böbrekler için doğal bir diüretik ve uyarıcı olan adaçayı toksinlerin vücuttan idrarla birlikte uzaklaştırıldığı süreci hızlandırmaktadır. Bu çay aynı zamanda terlemeyi teşvik etmektedir ve cilt yoluyla vücudu detoksifiye etmektedir.

DİYABETİ KONTROL EDER

Adaçayı vücudun istirahat halindeki kan şekeri seviyelerini düşürerek pankreastaki zorlanmanın önüne geçebilmektedir. Bu sayede diyabet hastalarında pankreasın yorulması sonucu oluşan insülin düşmeleri engellenebilmektedir.

ANTİOKSİDAN ETKİ

Adaçayı, flavanoidler, fenolik asitler ve bir çoğu antioksidan enzimler olmak üzere bir dizi antioksidan içermektedir. Bunların hepsi vücutta oksidatif stres, mutasyon ve apoptozise neden olmadan önce serbest radikalleri araştırıp nötralize edebilmektedir. Bu antioksidanlar ayrıca kronik hastalıkların ve erken yaşlanmanın önlenmesine yardımcı olabilmektedir.

KAYGIYI HAFİFLETİR

Araştırmalar ada çayının kronik endişeyi azalttığını göstermektedir.

İŞTAHI ARTTIRIR

Kaza, ameliyat veya uzun süreli bir hastalıklardan sonra enerjinin geri kazanılabilmesi için fazla yemek yemek önemlidir. Adaçayı iştahı uyarıcı etkiye sahiptir, bu sayede eski enerjiye ulaşmak konusunda yardımı dokunmaktadır.

SİNDİRİME YARDIMCIDIR

Adaçayının antimikrobiyal ve antivirütik özellikleri bağırsaktaki mikrofloranın dengelenmesine yardımcı olabilmektedir. Bu da aşırı gaz, şişkinlik, kramp, ve kabızlığın hafifletilmesine yardımcı olmaktadır.

AĞIZ MUKOZİTESİNİ ÖNLER

Kanser tedavisinde kemoterapi ve radyasyon tedavisinin en yaygın komplikasyonlarından biri oral mukozittir. 2016’da Tamamlayıcı Tıbbi Tedavilerde yayınlanan bir pilot çalışma, adaçayı ile ağzın yıkanmasının, kemoterapi alan kişilerde oral mukozitin hafifletilmesine yardımcı olabileceğini göstermektedir. Çalışma için kemoterapi alan kişilere temel ağız bakımının yanında ada çayı ile bakım verilmiştir ve 5. Ve 14. Günlerde değerlendirilmiştir. Ağız mukoziti adaçayı kullanan grupta istatistiksel olarak daha düşük bulunmuştur.

KOLESTEROL

Altı hafta düzenli olarak ada çayı tüketen sağlıklı altı kadının LDL kolesterolünde azalma ve total kolesterol düzeylerinde iyileşme gözlemlenmiştir.

KOLON KANSERİ

Adaçayı içmenin kolorektal kanser üzerinde kimyasal önleyici bir etkisi olduğu gösterilmiştir.

ADA ÇAYI NASIL DEMLENİR?

8-10 adet yaş yaprağın veya 1-1.5 çay kaşığı kuru yaprağın 3 su bardağı su ile kaynatılması ile demlenir.

KAÇ BARDAK ADA ÇAYI?

Adaçayı tüketimi günde 3-4 fincanı geçmemelidir. Fazla ada çayı tüketimi baş dönmelerine, karın ağrılarına, bulantı ve kusmaya neden olabilmektedir.

 

KUŞBURNU VE FAYDALARI

Kış geldi. Soğuk algınlığı, grip baş göstermeye başladı. “Neler bağışıklığımızı güçlendirir?” dediğiniz sıralarda

Bağışıklık üstünde oldukça önemli olan besinlerden Kuşburnu’nu tavsiye etmek istedik.


Gül bitkisinin bir meyvesi olan ve yalancı meyve olarak bilinen Kuşburnu yüksek miktarda C vitamini içermektedir (limondan 25 kat daha fazla). Bununla birlikte yine bağışıklık sistemini destekleyen A ve E vitaminlerinden de zengindir. Antioksidan kapasitesi yüksek olan bu meyve, hücre hasarlarından korunmada yardımcı kuvvettir.  Bu yüksek antioksidan kapasitesi; meyve kurutulduğunda veya poşet çay haline getirildiğinde, kaynatılıp soğutulduğunda C vitamini kaybı yaşanacağı için bir miktar azalmaktadır.

FAYDALARI

Araştırmalar içerisindeki bileşiklerin iltihap ve ağrıyı azaltmaya yardımcı, kilo kaybını destekleyici, düzenli tüketimi ile sindirim kolaylığı sağlayıcı etkisi olabileceğini vurgulamaktadır. Sindirim sistemindeki etkinliğinden kaynaklı kabızlık sorununa çözüm olabilmektedir.

Aynı zamanda kireçlenme, romatoid artrit ve kanser gibi kronik hastalıklarda da olumlu etkisi olabileceği bilinmektedir.

Kalp sağlığını desteklemekle birlikte cilt yaşlanmasına karşı koruyucu oluşu önemli bir detaydır.

NASIL TÜKETİLMELİ?

Hafif bir tada sahip bu meyve tek başına tüketilebileceği gibi çayları da sık sık tüketilen formları arasında yer almaktadır.

200 ml kaynayıp hafif ılıtılmış suya 3-4 adet meyvesini veya 2-3 çay kaşığı kurutulmuş halini koyarak 10-15 dakika demleyebilirsiniz. Burada önemli olan demleme işlemi bittikten ve meyveler çıkartıldıktan sonra vitamin kayıplarını minimuma indirmek için 5 dakika içerisinde tüketilmesidir.

KİMLER TÜKETMEMELİ? 

Kuşburnu çayının hamile veya emziren kadınlardaki etkileri üzerine çalışmalar yetersizdir. Aynı zamanda olumlu olarak bahsettiğimiz C vitamini seviyesinin yüksekliği, bazı bireylerde böbrek taşı oluşumuna neden olabilmektedir.

Psikiyatrik bozukluklarda kullanılan ilaçların bileşiminde bulunan maddelerin, çayın diüretik (vücuttan su atıcı) özelliği bulundurmasından kaynaklı vücuttaki yoğunluklarında artış gözlemlenebilmektedir. Bu durum ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir.

Diyetisyen Gülfem YEDİER