KURU BAKLAGİLLİ KARNIYARIK (VEGAN-VEJETARYEN)

Karnıyarık, birçoğumuzun sevdiği bir ana yemek. Ancak genelde kızartma yöntemi kullanılarak yapıldığından bu çok sağlıklı ve besleyici ögelerden oluşan yemeği sağlıksız hale getiriyoruz. Bu tarifte öncelikle karnıyarığın kızartmadan da ne kadar güzel yapılabileceğini göreceksiniz. Ayrıca bu karnıyarık vegan ve vejetaryen beslenmeye de uygun. Çünkü kıyma yerine bitkisel protein kaynaklarını kullandık. Kıymalı ve kızarmış karnıyarık ne kadar lezzetli ise kurubaklagilli ve fırınlanmış karnıyarığımız da o kadar lezzetli. Denemenizi ısrarla tavsiye ederiz 🙂

Malzemeler

6 adet küçük boy patlıcan

1 su bardağı haşlanmış karabuğday

1 su bardağı haşlanmış yeşil mercimek

2 adet domates

1 adet soğan

3 adet çarliston biber

Maydanoz

4 yemek kaşığı zeytinyağı

1 silme tatlı kaşığı salça

1 silme çay kaşığı sarımsak tozu(isteğe bağlı, 1-2 diş sarımsağı ince dilimler halinde keserek de salçalı suya ekleyebilirsiniz, lezzeti bu şekilde de geçecektir)

Tuz, karabiber ve sevdiğiniz tüm baharatlar

1 çay bardağı sıcak su

Hazırlanışı

Öncelikle üzerine fırça ile zeytinyağı sürülmüş patlıcanlar yarım saat 170 derece önceden ısıtılmış fırında pişirilir. Patlıcanların üzerine bıçak ile bir yarık açılmalı ve yine bıçakla küçük küçük delikleraçılmalı bu sayede patlıcanlar daha iyi pişecek. Bu arada 2 yemek kaşığı zeytinyağı koyulmuş tavada küp küpduğranmış soğan ve biberler biraz öldürüldükten sonra tüm malzemeler karıştırılarak iç harç hazırlanır. İç harca tuz, karabiber, sarımsak tozu, pul biber gibi tatlandırıcılar eklenir. Fırından patlıcanlar çıkarılır ve iç harç patlıcanların içine paylaştırılır. 1 çay bardağı sıcak su ve salça karıştırılarak patlıcanların üzerine gezdirilir ve patlıcanların pişme durumu kontrol edilerek yaklaşık 15-20 dakika tekrar fırına verilir.

Afiyet olsun 🙂

DİYETİSYEN ÖZLEM KAYAR

PROBİYOTİK TAKVİYESİ

Günümüzde bağırsaklar artık 2. beyin olarak adlandırılmaktadır. Böyle adlandırılmasının sebebi bağırsaklarımızın çok fazla sinir ağına sahip olması ve yaklaşık 100 trilyon bakteri bulundurmasıdır. Bağırsaklarımızda bulunan bu bakteriler bizim bağırsak mikrobiyotamızı oluşturmaktadır. Bağırsak mikrobiyotamızı oluşturan bakteriler bizim yaşadığımız şehre, alışkanlıklarımıza, kullandığımız eşyalara kadar bir çok etmenden etkilenmektedir ancak bunların en önemlisi beslenme şeklimizdir. Beslenmemize dikkat etmediğimiz veya çok stresli olduğumuz dönemlerde, ishal veya kabızlık sorunları yaşadığımızda, şişkinlik gaz problemleriyle karşılaştığımızda vücudumuzun düzene girmesi için probiyotik takviyesi alınabilir. Bu takviyeler ile bağırsaklarda yararlı bakterilerin sayısının arttırılması zararlı bakterilerin sayısının azaltılması amaçlanarak sorunun giderilmesi hedeflenir.

Günümüzde probiyotik takviyelerinin çeşitleri ve kullanan sayısı git gide artmaktadır. Çok çeşitli probiyotik takviyesi üretilmesine rağmen günümüzde halen kişiye özel probiyotik takviyeleri üretilememektedir. Bu yüzden alınan takviyelerin etkileri kişiden kişiye göre farklılık gösterebilir.

Probiyotik takviyesi alırken dikkat edilmesi gereken hususlardan biri içerisinde bulunan bakterilerin klinik çalışmalarda insanlar üzerine olumlu etkisi ispatlanmış olanların tercih edilmesidir diğer husus ise ne için probiyotik kullandığımızdır. Probiyotik bakteriler çok çeşitli olup yarar sağladığı alanlar birbirinden farklıdır.

  • Kilo kaybı için probiyotik kullanılacaksa; BifidobacteriumLactis, LactobacillusRhamnosus bakterilerini içeren probiyotikler tercih edilmelidir.
  • Depresyon için kullanılacaksa; BifidobacteriumLongum, LactobacillusHelveticus bakterilerini içermelidir.
  • Şişkinlik, gaz problemleri ve IBS (huzursuz bağırsak sendromu) için ise; Plantarum, Bifidobakteri, SaccoromycesCelevisiae ile laktobasil türlerini içermelidir.
  • Diyare (ishal) durumunda ise; SaccoromycesBoulardii, Saccoromyces ve Bifidobakteri türlerini içermelidir.
  • Kabızlık ve kabızlığın ön planda olduğu spastik kolon sendromu yaşayanlar; BifidobacteriumLactis, BifidobacteriumLongum, LactobacillusAsidoflus, LactobacillusReuteri, LactobacillusPlantarum ve bu türlerin kombinasyonlarından oluşan probiyotikleri tercih etmelidir.
  • Bağışıklığı arttırmak ve genel sağlık için probiyotik kullanmak isteyenler; LactobacillusGasseri, LactobacillusCrispatus ve BifidobacteriumBifidon, BifidobacteriumLongum türlerini içeren probiyotikleri tercih etmelidirler.

Yapılan araştırmalarda probiyotik kullanımının herhangi bir zararlı etkisine rastlanılmamıştır ancak etkilerinin bilinmemesinden dolayı kanser hastalarında, gebe ve emzikli kadınlarda henüz kullanımı önerilmemektedir. Probiyotik takviyesi özellikle inflamatuar bağırsak hastalarına, ishal, kabızlık, şişkinlik ve gaz problemi olanlara tavsiye edilir.

Probiyotik takviyeler ilaçlarla etkileşime girmezler. Bu sebeple ilaç kullandığınız dönemlerde probiyotik kullanabilirsiniz. Özellikle antibiyotik kullanımında bağırsaklardaki zararlı bakterilerle beraber yararlı bakterilerde öldüğünden antibiyotik kullanımıyla beraber ve antibiyotik kullanımı bittikten sonrada bir süre probiyotik kullanımına devam edilmelidir.

Probiyotik takviyelerde yaş sınırlaması yoktur. Yetişkin ve pediatrik suşlarıbulnmaktadır. Probiyotik takviyelerde 10 yaş ve üzeri kişiler yetişkin formda olanları tüketmektedir. Probiyotik takviyelerin toz ve kapsül şekilde olmak üzere 2 çeşidi bulunmaktadır. Biyoyararlılık açısından aralarında hiç bir fark yoktur. Kullanma şekline bağlı olarak kişi dilediği formu tüketebilir. Probiyotik bakterilerin alım saatleri ile ilgili çok az çalışma yapılmıştır. Burada amaç probiyotikbakterilen sindirim kanalı boyunca sindirim enzimleri tarafından zarar görmeden bağırsaklara inebilmesidir. Bunun için en güncel tavsiye akşam yemeklerinden yarım saat önce alınmasıdır.

Her şeyden önce bağırsak mikrobiyotamızdaki yararlı bakterilerin sayısını arttırmak ve bu sayıyı korumak için mutlaka sağlıklı beslenmeli ve stresten uzak durmalıyız. Yapılan çalışmalar bağırsak mikrobiyotasındaki yararlı bakterilerin sayısının en fazla azaldığı durumların uzun süre stres altında kalmak ve sağlıksız beslenme modelini benimsemek olduğunu açıklamışlardır. Eğer bunları sağlayamazsak biz ne kadar takviye alırsak alalım bir işe yaramayacaktır.

Diyetisyen Özlem KAYAR